İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, fon soruşturmalarına ilişkin, "Kim yanacaksa yansın, bu milletin malını kim soyduysa, bu devletin kurumlarını kim çürüttüyse, bu yolsuzluğu, hırsızlığı kim yaptıysa yansın. Bunu Türkiye'nin temizlenmesi, kurumların temizlenmesi için bir fırsat olarak görebilirsiniz." dedi.
İYİ Parti Grubu adına Samsun Milletvekili Usta ile Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Bazı fon şirketlerinde yaşanan olayları "vurgun" olarak nitelendiren Usta, yaşananların göz göre göre geldiğini ve bir ilişki karmaşasının söz konusu olduğunu savundu.
Fon şirketlerinde yaşananların yabancılar tarafından ortaya çıkartıldığı için hükümetin bunun üzerine gittiğini öne süren Usta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in uyarı yaptığı gün bu işlerin üzerine gidilmesi durumunda bu kadar yüksek bir mağduriyetin ortaya çıkmayacağını söyledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kendisinin de hükümeti uyardığını aktaran Usta, "Neyi bilmediğinizi bize söylüyorsunuz. Böyle bir şey yok. Bu kurumsal çürümedir, Türkiye'nin kurumları çürüyor. 'Nasıl olsa bana bir şey olmaz' anlayışı, yargısı dahil, sivil, askeri bütün bürokrasiye hakim olmuş durumda." ifadesini kullandı.
"Kulislerde 'yanarsam yakarım' şeklinde tehditlerin konuşulduğunu" iddia eden Usta, "Bu tehditlere boyun eğmeyin. Kim yanacaksa yansın, bu milletin malını kim soyduysa, bu devletin kurumlarını kim çürüttüyse, bu yolsuzluğu, hırsızlığı kim yaptıysa yansın. Bunu Türkiye'nin temizlenmesi, kurumların temizlenmesi için bir fırsat olarak görebilirsiniz." diye konuştu.
KİMİN, NE ZAMAN, NEYİ, KAÇ PARAYA ALDIĞI, NEREYE HAVALE ETTİĞİ BELLİ
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise hükümete yönelik eleştirilerde bulunarak, şu ifadeleri kullandı:
"Biz bir teknik meseleyle, bir muhasebe meselesiyle, bir mali meseleyle karşı karşıya değiliz. Bu iş üç farklı ayağı olan bir mesele. Elbette bir mali yönü var. Vatandaşın parası nerede, ne zaman ödenecek? Ama bununla beraber bir adli yüzü var. Bu parayı kim çaldı? Bu bilgileri kim sızdırdı? Bu manipülasyonları kim yaptı? Ama en temelinde bir siyasi meseleyle karşı karşıyayız. Çünkü karşı karşıya olduğumuz şey bir örgütlü suç. Üstelik kamu gözetiminde bir örgütlü suç. Üstelik çok önemli kişilerin karıştığı bir suç."
Bu olayların münferit bir hadise olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Dalgın, söz konusu tutarların muazzam büyüklükte olduğuna dikkati çekti. Dalgın, "'Buharlaştı' denilen 17 milyar dolar para, 300 bine yakın sosyal konut yapmak, 1,5 milyondan fazla insanı asgari ücretle çalıştırmak, her evladımıza 4 sene boyunca ücretsiz bir öğün sıcak yemek verebilmek demek." dedi.
Dalgın, her şeyin kayıtlı olduğunu söyleyerek, "Kimin, ne zaman, neyi, kaç paraya aldığı, nereye havale ettiği belli." sözlerini sarf etti.
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, "Külliye kurullarından milletin içine sinecek, yerli ve yabancı yatırımcıya yeniden güven verecek bir sonuç çıkması mümkün değildir. Bu yüzden çare, büyük milli meselelerin kesin çözüm adresi olan Meclisimizin vaziyete el koymasıdır." dedi.
Öztrak, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında yaptığı konuşmada, fon soruşturmalarına ilişkin uygulamaları eleştirdi.
Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Başkanı Ali Emre Ballı'nın ölümüne değinen Öztrak, büyük bir "finansal skandalın ortasında yaşanan" ölüm olayının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini dile getirdi.
Sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemleri denetleyenlerle denetlenenler arasındaki ilişkileri eleştiren Öztrak, birçok manipülasyonla hisselerin şişirildiğini söyledi.
Kimsenin, partisinin vekillerini kriz masasına oturtarak veya dijital OHAL ilan ederek "bu sarmaldan" kurtulamayacağını ifade eden Öztrak, şöyle konuştu:
"Külliye kurullarından milletin içine sinecek, yerli ve yabancı yatırımcıya yeniden güven verecek bir sonuç çıkması mümkün değildir. Bu yüzden çare, büyük milli meselelerin kesin çözüm adresi olan Meclisimizin vaziyete el koymasıdır. Zararların ve sorunların kimse korunmadan tespit edileceğine, nepotizm ve nüfuz ticareti ağının ortaya çıkarılıp temizleneceğine, vurguncuların mal varlıklarından vurdukları paranın derhal tahsil edilip mağdurlara ödeneceğine dair toplumda güveni ancak TBMM çatısı altında tüm partilerin katılımıyla bir araştırma komisyonu kurarak ve işleterek sağlayabilirsiniz."
Öztrak, konunun Meclis çatısı altında çözülmemesi halinde yarın çok daha büyük krizlerle ve çok daha büyük maliyetlerle karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle mağdur sayısının 1,5 milyon civarında olduğunu iddia etti.
Denetleyici ve düzenleyici kurumların görevini yapmadığını savunan Akay, bir portföy şirketinin dijital varlıkları soğuk cüzdan kullanarak yurt dışına kaçırdığına ilişkin iddianın da araştırılmasını istedi.
Vatandaşın devlete ve kurumlarına güvendiğini, gelirlerinin enflasyonun altında ezilmemesi için bu piyasalara girdiğini belirten Akay, "Vatandaşın beklentisi şudur, çok hızlı bir şekilde mağduriyetlerinin giderilmesi ve ödemelerinin süratle yapılması. Nitelikli yatırımcılar da dahil bu piyasada zarar gören herkesin ödemelerinin yapılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, fon soruşturmalarına ilişkin, "Haksız sağlanan kazançlara tümüyle el konulmalı, mağdurların kayıpları buradan karşılanmalı, milletimize hiçbir yük getirilmemeli." dedi.
Kalaycı, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye ekonomisinin istikrarının finansal istikrardan geçtiğini belirten Kalaycı, sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi için finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi gerektiğinin altını çizdi.
Finans sisteminin güven üzerine kurulduğunu vurgulayan Kalaycı, finansal piyasalarda yaşanan bir manipülasyon iddiasının zararının yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı olmadığını belirtti. Kalaycı, "Güven kaybı, piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmekte." diye konuştu.
Fon soruşturması kapsamında atılan adımları hatırlatan Kalaycı, "Hukuksuzluğa tevessül eden, vatandaşımızın hakkına el uzatan kim veya kimler varsa hesabını hukuk önünde vermeli, sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Haksız sağlanan kazançlara tümüyle el konulmalı, mağdurların kayıpları buradan karşılanmalı, milletimize hiçbir yük getirilmemelidir. Ayrıca sermaye piyasasında kısa süreli aşırı yüksek kazançları önleyecek bir oto kontrol sistemi kurulması da uygun olacaktır." ifadelerini kullandı.
Kalaycı, yaşanan gelişmelerin, incelemelerin sonuçlarının tüm ayrıntılarıyla ve sorumlularıyla birlikte milletle paylaşılmasını istedi.
SERMAYE PİYASASININ DAHA DA GÜÇLENECEĞİNE İNANIYORUZ
Fonlar üzerinden fitne yayan, Türkiye'nin huzur iklimini sabote etmeye çalışanların devrede olduğunu söyleyen Kalaycı, bu duruma müsaade edilmemesi gerektiğine işaret etti.
Türkiye'nin kurumlarının görevinin başında olduğunu vurgulayan Kalaycı, ekonominin temellerinin sağlam olduğunu dile getirdi. Makro ekonomik görünümde bir sorunun olmadığını belirten Kalaycı, "Sorunu olan fonların tasfiyesiyle birlikte sermaye piyasasının daha da güçleneceğine inanıyoruz." dedi.
Türkiye'nin yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden geçtiğini dile getiren Kalaycı, şunları kaydetti:
"Yolsuzluklar, halkın kurumsal otoriteye karşı saygısını yitirmesine yol açmaktadır. Yolsuzluklar, ahlak çöküntüsü yaratmaktadır. Yolsuzlukların yatırımları etkilemesi, kalkınmaya harcanması gereken kaynakları sekteye uğratması, yasalara aykırılığı özendirmesi, doğrudan ya da dolaylı olarak insan haklarını zedelemesi gibi zararları ile birlikte, ülkemizin özellikle yoksul insanlarına onarılmayacak zararlar verdiği görülmektedir. Yolsuzluk bataklığını kurutmak mutlak bir zorunluluktur. Herkes ahlaki sorumlulukla elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin helal rızkını çalan soygunculardan, organize yolsuzluk şebekelerinden mutlaka hesap sorulmalı."
Kalaycı, kamu ihale sistemi, imar ve iskan düzenlemeleri, mal bildirimi, bilirkişilik, kamu görevlilerinin yapamayacağı işler gibi hususları düzenleyen mevzuatın gözden geçirilmesini, bu müesseselerin şeffaf ve denetlenebilir olmasını istedi.
Siyaset alanının aklanmaya ve arınmaya çok ciddi ihtiyaç duyduğunu belirten Kalaycı, şöyle konuştu:
"Siyasette aklanma ve arınma sağlanmalı kimse töhmet altında kalmamalı, diğer yandan da sorumlular hukuk önünde hesabını vermelidir. Siyasetin, siyasetçinin ve tüm devlet düzeninin saygınlığını geliştirmek için her şeyden önce siyasi etik kurallarına uygun davranan bir Parlamentonun varlığı tesis edilmelidir."
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, fon soruşturmalarına ilişkin, "En önemlisi yatırımcının parasını ne zaman alacağını bilmesi ve bu konuda gerçek bir takvimi hızlı şekilde kamuoyuyla, Meclis'le, toplumla en önemlisi de mağdurlarla paylaşmanız gerekiyor." dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri, TBMM Genel Kurulunda Fon Koordinasyon Kurulu çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, meselenin "sınırlı bir fondaki yaşanan olay" olarak tanımlanmaması gerektiğini savunarak, yapısal bir sorun olduğunu ve bunun konuşulması gerektiğini söyledi.
Koçyiğit, Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) bu süreçte yetkilendirildiğini anımsatarak, DDK Başkanı'nın aynı zamanda İstanbul Borsası'nın Yönetim Kurulu üyesi olmasını eleştirdi.
Söz konusu kişinin İstanbul Borsası Yönetim Kurulu'ndan istifa ettiğini anımsatan Koçyiğit, "Oysa ki istifa etmesi gereken yer Devlet Denetleme Kurulu idi. Kendi zamanında onay verdiği işlemleri, gidecek ve denetleyecek. Biz buna 'DDK gitti denetledi, çok iyi oldu, raporu da güvenilir' diyebilir miyiz, diyemeyiz." dedi.
Konuya ilişkin Meclis'te araştırma komisyonu kurulması yönünde talepleri olduğunu ancak iktidarın bu talepten kaçındığını savunan Koçyiğit, bu durumu eleştirdi.
Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:
"En önemlisi yatırımcının parasını ne zaman alacağını bilmesi ve bu konuda gerçek takvimi hızlı bir şekilde kamuoyuyla, Meclis'le, toplumla en önemlisi de mağdurlarla paylaşmanız gerekiyor. Çok şey söyleyebiliriz ama şunu açık ve net söyleyelim, bu sistemsel bir sorun. Bir tane eski bakanı, AK Parti'nin içerisindeki birkaç yetkiliyi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndaki (BDDK) birkaç üst düzey bürokratı, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) birkaç yetkilisini bu işten sorumlu tutarak bu işin içinden kurtulamazsınız. Burada sistemsel bir sorun var. Burada aslında bilerek ve isteyerek yoksul, orta gelirli ve halkın parasına çökme var."
BU KADAR YATIRIMCISI OLAN BİR ÜLKE OLABİLİR Mİ?
Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise konuya dair önlemlerin alınmaması halinde bundan sonraki süreçte daha büyük olacağını savunarak, "Esas yapısal meseleyle ilgilenmeyip buna bir çözüm getirmediğiniz sürece bu krizleri, bu yolsuzlukları önlemeniz mümkün değil." ifadesini kullandı.
İstanbul Borsası'nda 6,5 milyon insan olduğunu iddia eden Temelli, "Kim bu insanlar? Bu kadar yatırımcısı olan bir ülke olabilir mi?" dedi.
Sistemin çok adaletsiz olduğunu savunan Temelli, bu olaya son vermenin bütçe yapma iradesinden geçtiğini ileri sürdü.
Temelli, şunları kaydetti:
"Siz adaletli bir bütçe yapmıyorsunuz. İşçinin, emekçinin hakkını koruyacak bir yerden meseleye yaklaşmıyorsunuz, siz hep sermayeyi koruyorsunuz. Dolaylı vergiler, faiz ödemeleri, vergi harcamaları... Sonuçta böyle bir bütçeye böyle bir fon piyasası. Bugünden sonra eğer bu yaşananlar, gerçekten artık bu konuda bir şey yapmak gerekliliğine dair bir atmosfer yaratmışsa ki benim umudum yok, o zaman yapılması gereken ciddiyetle bir komisyon kurulmasıdır. Diğer yaptığımız komisyonlar gibi değil ama. Komisyon meseleyi ele alacak, değerlendirecek, hem bu kurulları, bu kurumları, bu sistemi nasıl düzeltilebiliriz diye gerçekten ciddi bir çalışma yapacak. Bunu düzeltebilmek adına da gerekli yasal düzenlemeleri bir an önce hayata geçireceğiz. Olması gereken bu."
Kaynak: TBMM

Yorumlar 0