Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye-Bulgaristan-Romanya Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları Toplantısı sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısına katıldı.

Bakan Yaşar Güler, mevkidaşları Bulgaristan Savunma Bakanı Dimitar Stoyanov ve Romanya Savunma Bakanı Ştefan-Radu Oprea ile birlikte açıklamalarda bulundu.
Berberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile toplantıya katılan Bakan Yaşar Güler, toplantı ile ilgili şunları söyledi:
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI’NIN KARADENİZ’İN GÜVENLİĞİNE ÖNEMLİ YANSIMALARI OLDU
Bilindiği üzere Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ilk gününden itibaren Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği net desteği korurken, Rusya ile açık tuttuğu diyalog kanalları sayesinde de bölgesel krizlerin tırmanmasını engellemeye çalışmaktadır. Diğer taraftan beş yıla yakın bir süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Karadeniz’in güvenliğine yönelik önemli yansımaları olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Nitekim bugüne kadar Karadeniz’de çok sayıda ticari gemi tarafların saldırısına uğramış, sürüklenen mayınlar ile kontrolden çıkan/vurulan İDA/İHA/füze parçaları imha edilmiştir.
Karadeniz’de ticari gemilere olan yoğun saldırıları endişeyle karşılıyor ve açık deniz alanlarında seyrüsefer serbestliği prensibi kapsamında tarafları sağduyuya davet ediyoruz. Türk bayraklı ve Türk işletenli gemilere yönelik saldırılar karşısında her türlü yasal haklarımızı saklı tutuyor ve gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz.
TANSİYONU ARTIRACAK YAKLAŞIMLARDAN KAÇARAK RASYONEL KARARLAR ALINMASI ÖNEM TAŞIYOR
Bölge ülkeleri olarak alınabilecek tedbirler noktasında hiçbir yetenek eksikliğimiz bulunmamaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ile Bulgaristan ve Romanya Silahlı Kuvvetleri her türlü tedbiri almak için ihtiyaç duyulan kabiliyetlere sahiptir. Ancak zaman ve içinde bulunulan durumu da dikkate almamız önem arz etmektedir. Bu nedenle hassas diplomasi ile bölgedeki tansiyonu ve tehlikeyi artıracak yaklaşımlardan kaçınarak taktik ve stratejik seviyede rasyonel kararların alınması önem taşımaktadır.
Bu çerçevede Karadeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip olan ülkemiz, bölgede istikrar ve güvenliğin idamesini elzem görmektedir. Nitekim Türkiye olarak Karadeniz’in güvenliğine ilişkin, savaşın başından bu yana Montrö Sözleşmesi’nin gereklerini titizlikle yerine getirdik, bu sayede savaşın daha geniş bir bölgeye yayılmasını engelledik ve Karadeniz’deki etkisini en düşük seviyede tuttuk.
Mevcut durum devam ettiği müddetçe Türk Boğazları’ndan savaş gemilerinin geçişlerinde hâlihazırda uyguladığımız düzenlemeleri kararlılıkla sürdüreceğimizi belirtmek isterim.
TÜRKİYE, BÖLGESEL BARIŞ VE İSTİKRARIN GÜÇLENMESİ İÇİN ÇALIŞMALARINA DEVAM EDECEK
Öte yandan Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı mayın tehdidine bir çözüm üretmek ve seyir emniyetini idame etmek/katkı sağlamak maksadıyla millî olarak deniz kuvvetleri ve deniz hava unsurlarımızı kullanmak suretiyle “Mayın Karşı Tedbirleri Harekâtı’’ icra ediyoruz. Ayrıca mayın tehdidine bir çözüm üretmek maksadıyla “bölgesel sahiplik” temelinde üç kıyıdaş ülke birlikte Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri, diğer adıyla ‘‘MCM BLACK SEA Görev Grubu Girişimi’’ni kurduk.
MCM BLACK SEA Görev Grubu üyelerinin mutabakatı doğrultusunda diğer ülkeler de gemiler olmadan bu görev grubuna katkı sağlayabilirler. Sürüklenen mayınların oluşturduğu riskin yanı sıra kritik sualtı altyapısının korunmasına da odaklanılmasının önem arz ettiğine inanıyoruz. Bu bağlamda 07 Temmuz 2026 tarihindeki NATO zirvesi marjında Mutabakat Zaptı'na ilişkin değişikliği imzaladık.
Ayrıca, Türkiye bölgesel iş birliğine bağlılığını göstererek Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamında Deniz Unsur Komutanlığı görevinin liderliğini de üstlenmiştir. Özetle Türkiye, tutarlı bir şekilde bölgede barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmakta olup bu konudaki çalışmalarına ve çabalarına devam edecektir.
HER İKİ TARAFA DA SİVİL GEMİLERE YÖNELİK SALDIRILARIN DERHÂL DURDURULMASI HUSUSUNDA GEREKLİ UYARILARI YAPIYORUZ
Bir diğer kritik konu da Karadeniz’de savaşan taraflarca sivil ticari gemilerin hedef alınmasıdır. Karadeniz’de savaşan taraflarca sivil ticari gemilerin vurulmasına yönelik olarak; öncelikle Türkiye ticari deniz taşımacılığı rotalarını korumak ve Karadeniz'de seyrüsefer serbestisini sağlamak amacıyla Rusya Federasyonu ve Ukrayna arasında diyalog fırsatları yaratmak için tüm kanallar aracılığıyla temaslarını sürdürmektedir. Her iki tarafa da ticarî seyrüseferin çatışma alanının dışında tutulması ve sivil gemilere yönelik saldırıların derhal durdurulması hususunda gerekli uyarılar mütemadiyen yapılmaktadır.
Türkiye, Karadeniz’de deniz güvenliğinin ancak bölgesel bir çerçeve üzerinden sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulabileceğini her fırsatta vurguluyoruz. Bu kapsamda, Türkiye'nin öncülüğünde başarıyla hayata geçirilen Karadeniz Tahıl Girişimi en ağır çatışma ortamlarında dahi tarafsız deniz koridorlarının oluşturulabileceğini ve sivil seyrüsefer emniyetinin denetlenebilir mekanizmalarla teminat altına alınabileceğini tüm dünyaya kanıtlamıştır.
Bu çerçevede bir kez daha vurgulamak isterim ki askerî nitelik taşımayan, uluslararası sularda seyreden ticari gemilerin her ne gerekçeyle olursa olsun hedef alınması kabul edilemez. Beklentimiz, sivil gemi mürettebatının can güvenliğini hiçe sayan bu saldırılar derhâl sonlandırılmalıdır. Bugün burada dost ve müttefikimiz Bulgaristan ve Romanya ile tam bir eşgüdüm ve dayanışma içerisinde sergilediğimiz tek sesli ve kararlı duruşun, savaşan her iki tarafa da Karadeniz’deki ticari rotaların ve kıyıdaş ülkelerin emniyetinin ihlal edilemez bir kırmızı çizgi olduğunu net bir şekilde hatırlatması bakımından önemli olduğuna inanıyorum.
BUNDAN SONRA DA İLAVE HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALACAĞIZ
Sonuç olarak; beş yıldır bölgemizde devam eden savaşın ülkelerimizin güvenliği ile vatandaşlarımızın huzuruna etki etmemesi ve de Karadeniz’deki seyrüsefer emniyetinin idamesini sağlamak için bugüne kadar üç ülke ortaklaşa çok önemli önlemler aldık. Bundan sonra da bölgesel sahiplik prensibi çerçevesinde ve sahip olduğumuz kabiliyetlerle Karadeniz’de seyir güvenliğine katkı sağlamaya yönelik ilave her türlü tedbiri alacağımızı ifade etmek isterim.
Esasen bugün burada yaptığımız istişarelerin sonucunda mutabık kaldığımız ortak metinle de Karadeniz’in güvenliğine ilişkin kararlı duruşumuzu bir kez daha açıkça ortaya koymuş olduk. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Yorumlar 0