Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "Haberimiz Olsun" projesi, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) doğrultusunda öğrencilerin doğru ve güvenilir bilgiye erişmelerini, ülke ve dünya gündemini bilinçli ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmelerini amaçlıyor.

Proje kapsamında öğrenciler; haber araştırmasından metin yazımına, sunuculuktan çekim ve seslendirmeye, röportajdan kurgu ve yayın hazırlığına kadar dijital içerik üretiminin farklı aşamalarında aktif görev alıyor.
Millî Eğitim Bakanı Tekin, "Haberimiz Olsun" projesinde pilot okul olan Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesini ziyaret etti.
Öğrencilerin stüdyo ortamında kendilerinin hazırlayıp sunduğu bültene konuk olan Bakan Tekin, Eğitim Bilişim Ağı (EBA), EBA YouTube, TRT EBA ve Bakanlık sosyal medya hesaplarında yayınlanan programda gençlerin yönelttiği soruları yanıtladı.
Yeni eğitim öğretim yılının öğrenciler için önceki yıllardan en belirgin farkının ne olacağı sorusu üzerine Bakan Tekin, öncelikle hem öğrenciler için hem de tüm eğitim camiası ve Türk milleti için güzel ve hayırlı bir eğitim öğretim yılı dilediğini söyledi. Yeni eğitim öğretim yılında, daha önceki yıllarda olduğu gibi Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve buna ilişkin attıkları yeni adımların, öğrenciler için en önemli hususlar olacağını ifade eden Tekin, "Müfredat değişikliklerinin, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde çok önemli bir paradigma değişikliğini beraberinde getirdiği alanlar var. PISA'nın ölçtüğü şeylerle bizim müfredatımızı uyumlu hâle getirmeye çalıştık. Müfredatımızı, bilgiyi sadece aklınızda tutmanız gereken bir şey olarak değil; aynı zamanda gündelik hayata, içinde yaşadığınız topluma entegre olmanız açısından nasıl kullanacağınızı da müfredatın bir parçası hâline getirdiğimiz bir uygulama." diye konuştu.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin öğrencilerin okulda aldığı bilgileri analitik şekilde düşünerek beceriye dönüştürebildiği bir eğitim öğretimi şekillendirmek üzere kurgulandığını hatırlatan Bakan Tekin, 2024-2025 eğitim öğretim yılında ilk defa Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile başlayan öğrencilerin bu yıl her kademenin üçüncü sınıfına geçtiklerine işaret etti. Tekin; şu anda ilkokullarda 1,2 ve 3. kademelerde; ortaokullarda 5, 6 ve 7. kademelerde; liselerde 9, 10 ve 11. sınıflarda modelin uygulandığını söyledi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitime başlayıp bu yıl 11. sınıfta olan öğrencilerin gelecek eğitim öğretim yılında 12. sınıfta olacağını belirten Tekin, öğrencilerin heyecanla üzerinde odaklanacağı konulardan birinin soru sisteminin nasıl değişeceği olduğunu belirtti.
Oyunlar eğitim öğretim sürecinin parçası hâline dönüşecek
Bu yıl özellikle oyun üzerine odaklandıklarını ifade eden Bakan Tekin, çocuk oyunlarını birçok parametreyle beraber eğitim öğretim açısından da kullanabilecekleri bir enstrüman hâline dönüştürdüklerini söyledi. Hem çocukların obezite ve dijital bağımlılık gibi sorunların üstesinden gelmesi hem de TYMM'nin vermeye çalıştığı yardımlaşma, dayanışma gibi değerler açısından işlevsel oyunların eğitim öğretim sürecinin bir parçası hâline dönüştüğü bir yılı yaşayacaklarını dile getiren Tekin, "Bu yılın ana konularından biri, Maarifin Kalbinde Oyun başlığıyla yürüyecek. Okullarda, bu oyunların hangi mantıkla, neye odaklanarak, nasıl eğitimin bir parçası olacağını açıklamak üzere de bir politika belgesi hazırlayarak yayımladık." ifadelerini kullandı.
"OECD, Türkiye'nin başarı haritasını çıkarıyor"
Bakan Tekin, Türkiye'nin PISA 2025'te başarıyı nasıl yakaladığına ilişkin soru üzerine, 91 ülkenin dâhil olduğu PISA'nın kriterlerini tamamen kendisinin belirlediği, ülkenin diğer birimlerinden aldığı bölgesel kalkınma endekslerini ve Bakanlık olarak kendilerinin verdiği eğitim istatistiklerini de kullanarak okulları ve öğrencileri kendisinin belirlediği bir sınav yaptığını anlattı. Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hangi öğrencileri belirlediğini biz bilmiyoruz, hiçbir ülke bilmiyor. Sadece bildiğimiz şu: Bu sınavlar elektronik ortamda yapılıyor, o okulun internet altyapısını, teknolojik altyapısını önceden hazırlamamız açısından sınavdan kısa bir süre önce okulları söylüyor. Biz o altyapıyı hazırlıyoruz. Neye göre sınav yapılıyor? Müfredatların çocuklara ne verdiğini, bilgi mi veriyor bilgiyi beceriye mi dönüştürüyor... Bunu ölçüyor. Üç ana başlık var: Matematik, fen bilimleri ve okuma yazma becerileri. Bu üç başlıkta çocuklara sorular yöneltiliyor ve neticesinde OECD, Türkiye'nin bir başarı haritasını çıkarıyor. Bu başarı haritasını çıkarırken önemli bir parametre daha var. Diyor ki 'Dezavantajlı bölgedeki öğrencilerle avantajlı bölgedeki öğrenciler arasındaki makas ne oldu?' Onu da ölçüyor.
Türkiye, OECD'nin genel ortalaması düşmesine rağmen bu üç ortalamada da puanını yükselten tek OECD ülkesi oldu. Bunu eleştirenler diyor ki 'Pandemi sebebiyle OECD üyesi ülkeler düştü, biz o yüzden yükseldik.' Bu çok tuhaf bir açıklama. Biz, göreceli bir yükselişten değil, ortalama puanımızın yükselişinden bahsediyoruz.
Pandemiyi sadece Türkiye dışındaki OECD ülkeleri mi yaşadı? Biz de pandemide okullarımızı tatil ettik, aynı öğrenme kayıplarını bizim öğrencilerimiz de yaşadı. Biz ayrıca bölgemizde Rusya-Ukrayna Savaşı'nı, Suriye'deki iç karışıklıkları yaşadık. Sadece Suriye'de yaşananlardan dolayı ülkemize gelen Suriyeli kardeşlerimizden birçok OECD ülkesinin öğrenci nüfusu kadar öğrenciyi biz okullaştırdık. Onlar sadece pandemiyi yaşadı ama biz bir sürü dezavantaj yaşadık.
Gurur verici ikinci şey şu: En avantajlı öğrenci ile en dezavantajlı öğrenci arasındaki makasın azalması. Her iki gruptaki öğrencilerin performansında anlamlı bir iyileştirme yapmak açısından Türkiye, en iyi performansı gösteren ülke oldu.
Belki hepsinden daha gurur verici olanı şu: OECD ve PISA yetkililerinin birçok ülkeden eğitim bakanının katıldığı bir toplantıda, 'Türkiye'nin 2015'ten itibaren kademeli şekilde gösterdiği olağanüstü başarı tecrübesini, diğer ülkelere örnek olmak üzere anlatmasını istiyoruz.' demesi ne kadar gurur verici."
"Bu yıl zirve noktaya ulaşmış olduk"
Bakan Tekin, buradan bir yanılgı içine girilmemesi gerektiğini belirterek, 'Biz iyi bir sonuç elde ettik, başka bir şey yapmaya gerek yok.' diyemeyeceklerini söyledi. Tekin, "Bizim de düzeltmemiz gereken başlıklar var. O başlıklarda çalışmaya devam edeceğiz. Bu konuda duraksar, yavaşlarsak, teknolojik gelişmeleri takip edip sistemimize adapte etmezsek yine geri kalırız." dedi. Bu başarının sadece 2025 PISA döngüsü için geçerli olmadığını kaydeden Tekin,
"2015'ten itibaren hep belirgin bir şekilde tırmanışa geçtik ve bu yıl zirve noktaya ulaşmış olduk. Bu başarı, ilk PISA döngüsünün yapıldığı 2003'ten itibaren derslik yapmaktan, okul yapmaktan, öğretmen ataması yapmaktan, ücretsiz ders kitabı dağıtmaktan DYK kurslarına kadar her yıl attığımız adımların kümülatif bir neticesi." değerlendirmesini yaptı.
"İyi insan yetiştirmeyi merkeze almak zorundayız"
TYMM'nin öğrencilere kazandırdıklarına ilişkin soru üzerine Tekin, bu modelde vermek istedikleri şeyin öğrendiği şeyleri sorgulayan, eleştirel bakabilen bireyler yetiştirmek olduğunu kaydetti. Türkiye'de eğitim sisteminin böylece daha nitelikli hâle geldiğini belirten Tekin, "Eğitim sistemi daha başarılı hâle geldiğinde toplumda barış, adalet, demokratik değerler, insanların birbirine saygı duyması... Bu gibi konular güçlenmiş olacak. Ekonomik açıdan baktığımızda siz daha nitelikli yetiştiğinizde ülkemizin millî geliri artacak." şeklinde konuştu.
Dünyada daha iyi matematik, kimya, fizik bilen öğrenciler yetişirken barış, insan hakları gibi kavramların her geçen gün daha iyiye mi daha kötüye mi gittiğini sormak gerektiğini ifade eden Tekin, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu sorulara pozitif cevap verebilirsek dünyada barışı ve insan haklarını egemen kılmış oluruz. Bunlara pozitif cevap verebilseydik bugün yaşanan savaşlar olmazdı. Eğitim sistemimizde barışı ve insan haklarını, iyi insan yetiştirmeyi merkeze almak zorundayız. Bunu merkeze almazsak insanlığın sonunu hep beraber getireceğiz. Biz de TYMM ile ilgili parametrelerimizin içine, en önemli parametre olarak iyi insan olmayı koyduk. İyi insandan kastettiğimiz şey, karşısındaki insanların dinî ya da etnik bütün farklılıklarına saygı duyan, o farklılıklarla birlikte yaşamayı insan olmanın gereği gören bir öğrenci profili oluşturmak istiyoruz. Bunu yaparsak bütün dünyaya örnek olabiliriz, bizim gençlerimiz dünyada barışı ve insan haklarını egemen kılan bir örnek sergilemiş olur."

Gençlerin sorusu üzerine kendi öğrencilik yıllarını anlatan Bakan Tekin, eğitim hayatında disiplinli bir çalışma kültürü kazandığını, öğretmenlerinin kendilerine disiplinli bir şekilde çalışmayı öğrettiklerini söyledi. Özellikle okuma kültürü kazandıklarını dile getiren Tekin, "Öğretmenlerimiz çokça okumamız tavsiyesinde bulunurdu. O dönem kitaba erişim çok kolay değildi. Öğretmenlerimiz tatile gittikleri yerlerden aldıkları kitapları öğrencilere dağıtırlardı. Okuma alışkanlığı kazanmanın bana çok katkısı olduğunu düşünüyorum."
"İstiyorum ki kimse birbirine önyargılarla bakmasın"
Tekin, öğrencilerin "demokrasi kültürü" konusundaki sorusu üzerine, "İnsanların birlikte yaşamak için birbirlerinin farklılıklarına saygı gösterdikleri, birbirlerinin görüşlerini dikkate aldıkları, sonuçta kamuoyunun ortak yararını birlikte tespit edip onun için birlikte mücadele ettikleri sistemin adına demokrasi dememiz lazım." dedi. Demokrasinin sadece seçime indirgenemeyeceğini vurgulayan Tekin, daha geniş perspektifle görüp herkesin amasız fakatsız aynı haklardan eşit ölçüde faydalandığı sistemin genel adı olarak okumaları gerektiğini belirtti. Bu yıl eğitim öğretimin ilk dersinde "Mayamız Birlik İlk Dersimiz Kardeşlik" vurgusunu yaptıklarını anlatan Tekin, "Çocuklarımızın birbirlerinin hukukuna saygı duyan, temel hak ve hürriyetlerini koruma konusunda sağduyulu davranan bireyler olması, bu anlamda millî birliğimizi, beraberliğimizi güçlendiren farkındalık eğitimlerimizi çocuklarımıza kazandırmak istedik. Ben, bu coğrafyayı vatan kabul eden, bu coğrafyada herkesi bu ülkenin eşit birer vatandaşı olarak gören ve herkesin temel hak ve hürriyetlerine eşit biçimde sahip olması için mücadele eden bir genç hayal ediyorum. İstiyorum ki kimse birbirine önyargılarla bakmasın; kimse inancından, etnik kimliğinden dolayı birbirine soru işaretleriyle bakmasın. Hepimiz bu ülkenin eşit birer vatandaşı olalım. Çocuklarımızın hepsi bayrağımızın gölgesinde bulunmaktan onur duyan, bu ülke için çalışmaktan gurur duyan bireyler olsun." diye konuştu.
Yapay zekâ platformları
Bakan Tekin, yapay zekâ konusunda Bakanlığın çalışmaları hakkında soru üzerine bu konuda çalışan birimlerin yapay zekâ uygulamaları geliştirmek için yoğun bir çaba içinde olduklarını söyledi. Tekin, "Ama onlar kendilerinin aklına gelen konularda yapay zekâ uygulaması geliştiriyor. Belki öğrencilerimiz, hangi başlıklarda yapay zekâdan faydalanabilecekleri uygulamalar istediğini iletirse o konularda uygulama geliştirirler. Biz sahadan veriler topluyoruz. Bunlar değerlendiriliyor, yazılımcılarımız bu doğrultuda yapay zekâ uygulaması geliştiriyor." dedi.
Öğrencilerin sesi olması açısından "Haberimiz Olsun"u çok önemsediğini ve gittiği her ortamda projeden bahsettiğini anlatan Tekin, "Güzel yayınlar yapmaya devam ederseniz inanıyorum ki kısa bir zamanda marka değeri hızla artacak ve burası gerçek bir okul hâline dönüşecek." diye konuştu.
"Değişen tek şey, senin müfredatından sorular soracağız"
Öğrencilerin, "Gelecek yıl bizi nasıl bir YKS bekliyor?" sorusu üzerine Tekin; bu konuda yalan, yanlış ve art niyetli haberlerin çokça yayıldığını gördüklerini ifade etti. Her gittiği okulda öğrencilerden sorular geldiğini belirten Tekin, "Millî Eğitim Bakanlığı, herhangi bir şeyi değiştirecekse bunu üçüncü kişiler ağzından duyurmaz. Doğrudan Basın Müşavirliğimiz ya da Bakan, Bakan Yardımcısı, ilgili genel müdürlüğümüz çıkar açıklamasını yapar. Yalan, yanlış, başka amaçlara yönelik olarak söylenen şeylere asla inanmayın. Bu tür kişilerin sizin bu heyecanınızı kullanmalarına izin vermeyin." şeklinde konuştu.
Bu yıl 12. sınıfa giden öğrenciler için sınav sorularında hiçbir değişiklik olmayacağını, ilk kez gelecek eğitim öğretim yılında yeni müfredata göre sorular yöneltileceğini kaydeden Tekin, şunları söyledi: "Bu yıl 11. sınıf olanlar... 12. sınıfa geçtiğinizde değişen tek bir şey var. Ben senin müfredatından soru soracağım. Başka hiçbir şey değişmiyor. MEBİ'de, EBA'da hem üniversiteye giriş hem liselere geçiş sınavı için yeterince hazırlık materyali var. Değişecek tek şey, onun müfredatı farklıydı, senin müfredatın farklı. Ona sorduğumuz bazı sorular senin müfredatında olmayacak. Sınavın ne sistemi değişecek ne usulü... Değişiklik yok. Her yıl müfredattan soruyorduk, şimdi senin müfredatından soracağız."
"Türkçe becerilerini hayatın merkezine koyduk"
Türkçe Söz Varlığı projesinin, gençlerin hayatında nasıl bir karşılığı olacağı sorusu üzerine Tekin, kendi ana dilinde 100 kelimeyle konuşan birinin, yabancı dilde 1000 kelimeyle nasıl konuşacağını sordu. "O yüzden ana dilimiz bizim için çok önemli. Bizim düşüncelerimizi ifade edebilmemizi, ailemizle, arkadaşlarımızla, toplumun diğer fertleriyle kurduğumuz ilişkiyi de belirliyor." diyen Tekin, ana dili yetersiz olanın matematikte de fen bilimlerinde de toplumsal ilişkilerde de başarısız olduğunu söyledi. Tekin, "Bu yüzden Türkçe becerilerini hayatın merkezine koyduk. Türkçe zengin bir dil diyoruz, çocuklarımız neden bunu kullanmıyorlar? Çocuklarımız Türkçemize yeterince vakıf olurlarsa hem akademik olarak başarılı olurlar hem de toplumsal olarak kendilerini daha rahat ifade ederler, topluma huzur ve barış gelmiş olur, kariyer planlamalarını daha rahat yaparlar. Türkçe ve Türk dili ve edebiyatı dersleri için yaptığımız ölçme ve değerlendirme sistemindeki değişikliğin okuma yazma, okuduğunu anlama üzerine sınavları organize etmemizin sebebi bu." dedi.
"Bu coğrafyanın adı, tarihin başından beri Türkistan"
Bakan Tekin, bir öğrencinin "TYMM ile bazı kavramlarda değişiklik yapıldı. Türkistan'ı tanımak bizim için neden önemli?" sorusuna şu karşılığı verdi: "Eğitim sistemi, bazı kavramlar üzerinden düşünme sistematiğimizi değiştiriyor. Ona göre dizayn ediyorsunuz. Örneğin çok masum bir kavrammış gibi sunulan küresel vatandaşlık, dünya vatandaşlığı. Birileri diyor ki senin milletinin değerlerini bir tarafa bırak, dünya vatandaşlığı profilindeki değerleri al. Mesela aydınlanma çağı diye bir kavramı kullanıyorsunuz. Avrupa'nın karanlık döneminden kurtulduğu zamana aydınlanma çağı diyor, biz de kabul ediyoruz. Onların karanlık çağ dediği dönemde bizim dedelerimiz dünyaya medeniyet götürüyordu. Onların aydınlanma dediği çağ bizim zayıflamaya başladığımız dönem. Bu örneklerden biri de Orta Asya. Biz gençken Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği diye bir devlet vardı. Bu devlet İkinci Dünya Savayı sonrası Türk dünyası dediğimiz kardeşlerimizi egemenliği altına aldı. Onların Türkiye ile ilişki kurması, kavram birlikteliği içinde olması, o devletlerin bağımsızlık isteyebileceği endişesi doğurdu. O zaman Türkiye ile bağını koparan bir kavramsallaşmaya ihtiyaç duydular ve Türkistan kavramı yerine Orta Asya dediler. Bu coğrafyanın adı, tarihin başından beri Türkistan. O zaman biz niye Orta Asya diyelim? PISA konuşmasında da ben orada Orta Asya yazmasına rağmen Türkistan ifadesi kullandım. Birileri tüm bu kavramları, ideolojik sebeplerle bizim düşünce biçimimizi değiştirmek, hayata bakışımızı yönlendirmek için değiştirmişler. Biz de şimdi diyoruz ki bunlar tarih boyunca nasıl kullanılmışsa ideolojilerden arındıralım, bilimsel hallerini kullanalım."
"Zihin ve vücut sağlığımıza zarar vermeyecek ölçüde kullanmalıyız"
"Maarifin Kalbinde Oyun" temasıyla ilgili soru üzerine Tekin, rahatsızlık duydukları konulardan birinin dijital bağımlılık olduğunu söyledi. Bunun çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğini, obezite gibi sorunlarla karşılaşılabildiğini, çocukların çocukluklarını yaşayamadığını keydeden Tekin, "En önemlisi, oyun her toplumun kendi kültürünü gelecek kuşaklara aktardığı mekanizmalardan biri. Maarifin Kalbinde Oyun temasıyla oyunu eğitim öğretim süreçlerinin bir parçası haçâline dönüştürdük. Eğitim öğretim süreçlerinde oyunun gücünden faydalanmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Hiç kimseye "Telefonu bırak, teknolojiyle ilgilenme!" demeyeceğini vurgulayan Tekin, "Ama bunu kendi zihin ve vücut sağlığımıza zarar vermeyecek ölçüde ve hayatımıza pozitif katkı yapacak biçimde kullanabilmeyi öğrenmemiz lazım. Kendinize dur diyebiliyorsanız, belli bir süreyle sınırlandırabiliyorsanız teknoloji hepimiz için yararlı ama farkında olmadan saatlerinizi geçiriyorsanız onu mutlaka engelleyin." dedi.
Bakan Tekin, spor ve sanat okulları ile ne amaçlandığı soruzu üzerine çocukların küçük yaşlardan itibaren yeteneklerinin keşfedilmesi ve ona göre eğitim almaları hâlinde çok daha başarılı olacaklarını dile getirdi. Spor federaslonlarıyla bu anlamda ilişkiler kurduklarını belirten Tekin, "Erken yaştan itibaren Türkiye'nin değişiklik yerlerinden yetenekli çocukları tespit edelim, okullara alalım dedik. Türkiye Voleybol Federasyonu ile yaptığımız okulun bayan voleybolunun bu noktaya gelmesine büyük katkısı oldu. Geçen yıl ilk defa ilkokul düzeyinde müzik konusunda yetenekli çocukların tespit edilip eğitim aldığı okullar açmaya başladık. Spor branşlarında ise liselerin ortaokul kademesini açmaya başladık. Böyle devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
Bakan Tekin, Filistin'de öğrencilerin yaşadığı drama ilişkin soru üzerine Gazze'de İsrail saldırıları başladığı andan itibaren Türkiye'de farkındalık üretecek işler yapmaya yoğun bir şekilde çaba sarf ettiklerini söyledi. Tekin, bu yıl da "Uçurtmalar Vurulmasın, Gökyüzü Çocuklara Kalsın" mottosuyla Filistinli çocukların yaşadığı drama dikkat çeken etkinlikleri okullarda düzenleyeceklerini belirtti.
"Her sabah annemi ya da babamı arar hayır dualarını alırım"
Bir öğrencinin yönelttiği "Aileniz sizi aradığında onların ayrı bir yeri, bir dokunulmazlığı var mı?" sorusuna Bakan Tekin, şu karşılığı verdi: "Her sabah, nerede olursam olayım saat 08.00-09.00 arasında ya annemi ya babamı ararım. Her gün mutlaka seslerini duyarım, hayır dualarını alırım. Onlar aradığında mutlaka önemli bir şey vardır, derim ve açarım telefonlarını. Allah hepimizin anne babasına, yaşayanlara sağlık ve huzur nasip etsin. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Anne baba olmak apayrı bir duygu. Mutlaka anne babanızı her gün arayın."
Tekin, meslek seçimiyle ilgili soruya, "Mesleğimden memnunum, geriye dönsem yine aynı mesleği tercih ederdim." karşılığını verirken insanların her yaşın gerektirdiği şeyleri yaşaması gerektiğini söyledi.
İyi bir Beşiktaş taraftarı olduğunu belirten Tekin, "Maçları takip etmeye çalışıyorum. Beşiktaş çok iyi gidiyor. Böyle devam ederse çok da mutlu olacağım." dedi.

Yorumlar 0